HZ MUHAMMED (sav)
HZ.MUHAMMED.SAV
En Son İncelemeler
· Kadın Erkek Eşitliği
· Hz. Aişe Validemizin...
· MUHARREM AYI VE AŞUR...
· DOĞRULUK ve DÜRÜSTLÜK
· BENCİLLİK ve FEDAKARLIK
· ŞEVVAL AYI ORUCU
· Namaz dinin direğidir
· Gece Yürüyüşü
· efendimiz hz.Muhamme...
· bunları biliyormuydunuz
GÜNÜN AYETI

GUNUN DUASI

GUNUN HADISI

Gazete Abonelik
HZ.MUHAMMED (SAV)

Sevgililer Sevgilisi Gul Muhammed'imizden Ayrilali gun oldu...
Kavusmamiz ise bir an meselesi...

Kadın Erkek Eşitliği
Kadın Erkek Eşitliği

Günümüzde oldukça popüler olan “Kadın Erkek Eşit­liği” adı altında ileri sürülen görüşleri, tezleri veya önerileri dikkate aldığımız zaman, bu konuda birbirleriyle çelişen birçok görüşün olduğunu ve fikri bir anarşinin yaşandığını söyleyebiliriz.
Bu fikri anarşinin içine, bir başka fikir anarşisti ola­rak girmememi? için, meseleyi önyargılarla değil, önyargılardan uzak sağlıklı bir metod ile değerlendirmemiz gerek­mektedir. “Kadın Erkek Eşitliği” meselesini sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmemiz ise, bu meselede yer alan “Kadın”, “Erkek” ve “Eşitlik” kavramlarına açıklık getirme­mizle mümkündür. Bu nedenle öncelikle eşitlik üzerinde durmamız, bu kavramı adil bir düzlemde ve doğru olarak tanımlamamız gerekecektir.

Adil bir düzlemde eşitlik nedir?
Bu soruyu sormamız, belki de bazı kimselerin gülme­sine neden olacaktır. Fakat yine de lütfedecekler ve bizlere dönerek “Eşitlik demek, iki unsur arasındaki dengenin sağ­lanması, her iki unsura da aynı muamelede bulunulması ve aynı hakların verilmesidir” diyeceklerdir.
Yaşadığımız toplumda kendilerine aydın(!) denilen ke­sim arasında yaygınlaşan bu tanım, hiç şüphesiz ki gözlem ve düşünce fakirlerinin tanımıdır. Nitekim “Kadın Erkek Eşitliği” meselesinde eşitliği bu şekilde tanımlayan düşünce fakirleri, bu tanımdan hareket ederek birçok görüşler ileri sürmektedirler. Kadını ve erkeği kemiyet terazisinin birer kefesine oturtup; erkeğe verilen bir hak, kadına veya kadı­na verilen bir hak, erkeğe verilmediği zaman “Bu eşitlik değildir! Bu apaçık bir haksızlıktır” diyerek feveran eden­ler, yine bunlar, yine bu gözlem ve düşünce fakirleridir. Oysa bu kimselere “Eşitlik nedir?” sorusunu değil, “Adil bir düzlemde eşitlik nedir?” sorusunu yöneltmiştik. Belki de gülmeyi bırakarak şaşkınlıkla yüzümüze bakacak­lar ve “Aralarında ne fark var ki!” diyeceklerdir. Cevabımız gayet açık olacak ve bu kimselere “Zulüm ile adalet, hak ile haksızlık arasında ne fark var ise, o fark vardır.” diyeceğiz.

Çünkü eşitliğin adil bir düzlemde tanımlanması de­mek, eşitliğe getirilecek olan tanımın teori ve pratikte adil olması, tatbik edildiği zaman tarafları haksızlığa değil, hak ve adalete götürmesidir. İşte mesele bu noktaya geldiği zaman, hak ile eşitliği veya haksızlık ile eşitsizliği birbirinden ayırmamız gerekir. Çünkü günümüzde yaygınlaşan anlayı­şın zannettiği gibi, her eşitlikte hak, her eşitsizlikte haksızlık yoktur. Aynı olan şeylere eşit davranmak hak ve adalet iken, aynı olmayan şeylere eşit davranmak hak ve adalet değil­dir. Dolayısıyla eşitliğin adil bir düzlemde tanımlanması de­mek, farklı olan şeyler arasında değil, aynı olan şeyler ara­sındaki dengesizliğin önlenmesi, aynı olan şeylere aynı değerin veya aynı ödev ve hakların verilmesidir.
Gerçi pratik yaşantının açık realitesinde, bunun böyle olduğunu kendileri de bilmektedir. Mesela düzenledikleri olimpiyat yarışlarında kadınlara ve erkeklere ayrı davranmaktalar, yüz metreyi 11 saniyede koşan kadın atlete altın madalya verirken, aynı mesafeyi 10 saniyede koşan yüzlerce erkek atlete demir madalya bile vermemektedirler.
Bu durum, kadın ve erkek arasında bir eşitsizlik değil midir?
Ebetteki eşitsizliktir!.

Ancak bu eşitsizlikte bir haksızlık, bu eşitsizlikte bir adaletsizlik yoktur. Çünkü kadın ve erkeğin farklı özellikleri dikkate alınmakta ve dolayısıyle farklı düzlemlerde yarıştırılmaktadırlar. Kadın ve erkeğe bu konuda eşit davranmamalarının, onlan aynı düzlemde yarıştırmamalarının adil ve hak oluşu, kadın ve erkeğin bu konuda eşit olmadıklarındandır. Daha açık bir ifade ile, eşit olmayan şeylere eşit davranmamak, adalet ve hakkın bir gereği olmaktadır.
Peki, kadın ve erkeğin farklı düzlemlerde ele alınması gere­ken durumlar, sadece bu gibi müsabaka durumlan mıdır?
Kadın ve erkeğin farklı özelliklere sahip oluşunun, sosyal yaşantıya ve sosyal eylemlere yansıyan boyutları yok mudur?
İşte bu soruîan sağlıklı bir şekilde cevaplandırabilmemiz, kadını ve erkeği doğru tanımlayabilmemizle mümkündür. Eşitliğin adil düzlemdeki tanımını yaptığımız gibi, ka­dın ve erkeği de adil bir düzlemde tanımlamamız gerekecektir.

İnsanı yaratan ve yarattığı insanı hakkıyle bilen şanı yüce Rabbimizin, daha önce zikrettiğimiz bir ayet-i kerimede “Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin.”, buyurduğunu, bu üstünlüğün sadece erkeğin kadına veya kadının erkeğe üstünlüğü olmadığını belirtip “Nitekim fiziki güç, metanet, sabır, soğukkanlılık, adil ve itidalli davranmak gibi özelliklerde erkekler kadınlara nazaran daha üstün olmalarına karşın; fiziki zerafet, le­tafet, duygusallık, nezaket, incelik, merhamet ve şefkat gibi özelliklerde de kadınlar erkeklere nazaran daha üstün­dürler.” demiştik. Dolayısıyla kadın ve erkeğin adil bir düz­lemde tanımlanması, insani olarak aynı, cinsi olarak ise birbirlerinden farklı, birbirlerine nazaran üstün olabildikleri bir tanımlamadır.
“Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin”, buyruğuna dikkat edilirse, buradaki üstün kılınma vakıasında bir mukayese bulunmakta ve söz konusu üstünlük, mukayeseli bir üstünlük olmaktadır. Peki, bu mukayese doğru mudur? Kadını veya erkeği tanımlarken, her iki cinsin üstün veya zayıf yönlerini belirlerken, bu iki cinsin birbiriyle mu­kayesesi gerekli midir?
Elbetteki gereklidir!.

Çünkü kadın ve erkek birbirinden ayrı, birbirinden müstakil canlılar değildir. Her ikisi de insan kavramı içersi­ne girmekte ve her ikisi de aynı yaşamı birlikte yaşamak, birlikte paylaşmak durumundadırlar. Dolayısıyla kadını veya erkeği tanımlarken, bunlara sosyal yaşantıda bir yer verirken, mutlaka ve mutlaka karşı cinsin dikkate alınması gerekmektedir. Birçok feministin yaptığı gibi erkeği dikka­te almadan kadını, kadını dikkate almadan erkeği tanımla­mak ve bu tanımlamaya göre onlara dünya yaşantısında bir yer vermeye çalışmak; hiç şüphesiz ki denizleri dikkate almadan karalan, karalan dikkate almadan denizleri ta­nımlamaya ve dünya haritasını, bu tek taraflı tanımlamaya göre çizmeye benzeyecektir!.

Oysa gözümüzün nuru İslam, kadını ve erkeği birbirinden ayrı, birbirinden müsta­kil, birbirinden bağımsız düşünmüyor. Kadını tanımlarken ve kadına sosyal yaşantıda yer verirken erkeği dikkate aldı­ğı gibi, erkeği tanımlarken ve erkeğe sosyal yaşantıda yer verirken de mutlaka kadını dikkate alıyor. Çünkü erkeğin erkek olarak varlığı, kadının varlığıyla anlam kazandığı gibi; kadının da kadın olarak varlığı, erkeğin varlığıyla an­lam kazanmaktadır. Kadının olmadığı bir dünyada erkekle­re özgü erkeksi özelliklerin önemli bir anlamı olmayacağı gibi, erkeğin olmadığı bir dünyada da kadınlara özgü ka­dınsı özelliklerin önemli bir anlamı olmayacaktır.
Kadın ve erkek, birbiriyle önem, birbiriyle anlam kazanan iki cinstir.

Netice olarak erkeği dikkate almadan kadını tanımla­mamız, kadının hak ve ödevlerini belirleyebilmemiz müm­kün olmadığı gibi, kadını dikkate almadan da erkeği ta­nımlamamız, erkeğin hak ve ödevlerini belirleyeb ilmemiz mümkün değildir. Peki bu belirlemede, bir pastayı tam ortasından bölmek gibi bir eşitlik ola­cak mı?
Eşitliğin adii bir düzlemde tanımlamasını yaparken “Farklı olan şeyler arasında değil, aynı olan şeyier arasın­daki dengesizliğin önlenmesi, aynı olan şeylere aynı değe­rin veya aynı ödev ve hakların verilmesidir.” demiştik. Kadın ve erkek arasında aynı olan yönler olduğu gibi farklı olan yönler de bulunduğuna göre, kadın erkek eşitliğini konuşacağımız ve tartışacağımız zaman, aynı ve farklı olan bu yönleri mutlaka ve mutlaka dikkate almamız gerekecek­tir.
İşte bütün bu gerçekleri dikkate aldığımız zaman, ka­dın ve erkeğin bütün hak ve ödevlerini “İnsan hak ve ödevleri” gibi genel bir başlıkta ifade edebilmemiz müm­kün değildir. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi kadın ve erkek insani düzlemde aynı olmasına rağmen, cinsi özellikler düzleminde birbirlerinden farklıdırlar. Dolayısıyla kadın veya erkeğin hak ve ödevlerini belirlerken, bu belir­lemede bütün insanların ortak özellik ve konumlarını dik­kate alarak “İnsan hak ve ödevleri” başlığına yer vermekle beraber, kadın ve erkek arasındaki farklı özellikleri dikkate alarak da “Erkek hak ve Ödevleri” ve “Kadın hak ve ödev­leri” olmak üzere iki ayrı yardımcı başlığa da yer verme­miz gerekecektir. Çünkü her iki cinsin, insan olarak ortak hak ve ödevleri olacağı gibi, farklılıklardan kaynaklanan, kendilerine veya cinslerine özgü özel hak ve ödevleri de bulunacaktır.

İnsani düzlemde, insan olarak aynı olan kadın ve erkek, insanın sahip olması gereken can, mal, akıl, nesil ve din güvenliği gibi bütün haklara sahiptirler. Allah'a kulluk, İlahi ceza ve mü-kafaat meselesinde önemli bir ayırım olmadığı gibi, zalim­lik veya mazlumluk meselesinde de durum değişmez. İs­lam'a göre zulme uğrayan mazlumun veya zulüm yapan zalimin cinsiyetine bakılarak karar verilmez. Dolayısıyla İslami ve insani düzlemde belirlenecek olan “İnsan hak ve ödevleri” hukukunda kadın erkek ayırımı yoktur. Nitekim İslami anlayışa göre “İnsan hak ve ödevleri” denilirken, ka­dınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bütün insanlar muha­tap alınmaktadır.
Kadın ve erkeğin bazı farklı özelliklere sahip olduğu cinsiyet düzleminde ise her iki cinsin farklı durumlan ve sadece müslümanlan bağlayacak olan bazı farklı İslami ve­cibeleri dikkate alınarak bu hak ve ödevler belirlenir. Hak ve ödevleri birlikte zikretmemizin nedeni, bazı hakların ödevlerden ayrı düşünülemeyeceği içindir. Çünkü İslam'a göre erkek ve kadın arasındaki bazı farklı haklar, erkek ve kadının bu konulardaki farklı ödevlerinden kaynaklanmak­tadır. Meseleyi örneklendirmek gerekirse, İslam'daki miras hukukunu ele alabiliriz. Hiçbir sağlıklı ölçüye ve insafa sa­hip olmadan İslam'ı eleştirmeyi bir meslek haline getiren günümüzdeki birçok yazann sık sık gündeme getirdikleri gibi, İslam'daki miras hukukunda erkeğe iki, kadına bir pay verilmektedir.
Bu durum eşitsizlik midir?
Tabi ki eşitsizliktir!. Ancak bu eşitsizlikte bir haksızlık, bu eşitsizlikte bir adaletsizlik yoktur. Çünkü aynı eşitsizlik bu konudaki ödevlerde de bulunmakta, kardeşlerinin, anne babasının ve ailesinin maddi ihtiyaçlannı karşılama ödevi, kadına değil erkeğe verilmektedir.
Peki, “İslam'daki miras hukukunda erkeğe iki, kadına bir pay veriliyor! Bu nasıl adalet!.” diyerek fevaran edenler, erkeğe yüklenen farklı ödevler konusunu neden gözardı ediyorlar?

Objektif olmaktan anladıklan bu mu?
Oysa haklar konusundaki eşitsizliği dikkate aldıklan gibi, ödevler konusundaki eşitsizliği de dikkate alarak, bu konudaki farklı hak ve ödevleri birlikte değerlendirdikleri zaman, farklı hakların, farklı ödevlerden kaynaklandığını anlayacaklardır.
İslam'a göre kadın ve erkeğin hak ve ödevleri belirle­nirken, cinsiyet düzlemindeki fiziki ve psikolojik farklılıklar­la beraber, sadece müslümanlan bağlayacak olan bazı farklı İslami vecibelerin de dikkate alındığını belirtmiştik.

Feminizmi savunan bazı kimseler için kadınların hak ve ödevleri belirlenirken, kadının onuru, iffeti ve Allah'a kulluğu gibi vasıflan yeterince önemli olmasa da veya bazı vasıflara kendilerince bir anlam verip, bu anlamla yetinseler de; kadına gerçek manada değer veren İslam, kadına değer kazandıran bu vasıflara gerçeklik düzleminde önem vermekte ve yükleyeceği ödevlerde bu vasıflan korumayı gözetmektedir.

Nitekim bu kitap çalışmasında kadınla ilgili olarak işÂ­leyeceğimiz konular ve bu konulardaki İslami hükümler, meselenin İslam'a göre nasıl ele alındığını gösterecektir. İs­lam'ın hak ve adalet eksenindeki bu yaklaşımlardan herke­sin razı ve memnun olması tabi ki mümkün değildir. An­cak şunu itiraf etmeleri gerekir ki, onların razı ve hoşnut olmadıkları şey, İslam'daki kadının durumu değil, İslam'ın ta kendisidir. İslam'a olan düşmanlıklarını, kadını kullana­rak gündeme getiren bu kimseler “İslam'da kadının özgür­lüğü yoktur!.” sloganı altında, bu düşmanlıklarını yürüt­mektedirler. Onların bu sloganını tekzip edecek ve bu sapıkların anlayışına göre başıboşluk veya başmabuyrukluk manasına gelen özgürlüğü kabullenerek “İslam'da kadın özgürdür!.” gibi bir safsatayı tabi ki savunmayacağız. Fakat bu şaşkınlara İslam'da kadının özgürlüğü olmadığı gibi, er­keğin de özgürlüğünün olmadığını belirtmek isteriz. Çünkü İslam, bunların anladığı manada bir özgürlük dini değil, Allah'a kulluk dinidir. Allah'a kul olan bütün müslümanlar ise hem kadınıyla ve hem de erkeğiyle İlahi hükümlerin bağla­yıcılığı altındadır. Kadın ve erkeğin hak ve ödevleri konu­sundaki farklılıklar, erkeği özgür, kadını köle durumuna getiren farklılıklar değildir. Aile yapısında kadına hakim gözüken koca dahi, başınabuyruk bir özgür(!) değil, İlahi hükümleri dikkate almak ve yaşamak zorunda olan bir kul durumundadır.

Meseleyi sonuca bağlayacak olursak, İslam dininde, bazı düşünce özürlü kimselerin ileri sürdükleri gibi yaşamın her boyutunda, bütün hak ve ödevlerde aynılık anlamına gelen kadın erkek eşitliği(!) gibi bir saçmalık yoktur. Çünkü hak ve adalet dini olan İslam, böyle bir eşitliğin hak ve adaletten uzak olduğunu, özellikle kadına zulmetmek anlamına geldiğini beyan etmektedir.

Dolayısıyla fıtri farklılıkların dikkate alınması gereken konularda, İslam bu farkhlıklan dikkate almakta ve kadını kadın olarak, erkeği de erkek olarak muhatap almaktadır. Nitekim İslam'ın erkeğe yüklediği özel ödevlerde, erkeğin özel durumu dikkate alındığı gibi, kadına yüklediği özel ödevlerde de kadının özel durumu dikkate alınmakta ve netice olarak yüklenen ödevlerde farklılık olduğu gibi, bu ödevlerden kaynaklanan haklarda da bazı farklılıklar ol­maktadır.
Ancak kadın ve erkek arasında farklı olan ve farklı olması gereken bütün bu haklar ve bütün bu ödevler mukayeseli olarak birlikte değerlendirildiği zaman, en ufak bir haksızlıkla değil apaçık bir adaletle karşılaşılacaktır. Eşitsizlik gibi gö­rülmesine rağmen sonucu hak ve adalet olan böylesi fark­lılıklar ise, gerçek manada eşitsizlik değil, eşitliğin, hak ve adalet karşısında gerçek eşitliğin ta kendisidir.

Mehmed Alagaş - Kadının Onuru

Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Gelişmiş Forum Başlıkları Bulutu
efendimizin cömertligi, Salât-ü Selâm Nedir ? Salât-ü Selâm Hakkında Bilgiler, Gelecekle İlgili Mucizeler, Dağ ve Taşlarla İlgili Mucizeler, Seyyidü istiğfar duâsı, PEYGAMBERİMİZİN TEVAZUU, Hapşırma, Ellerimiz elinizdedir Efendim..., Peygamber Efendimiz İlk Evliliğini Kaç Yaşında Yapmıştır, efendimizin dış görünümü, beni nasıl seviyorsun?, Karanlığın Işığı, Unutulan Sünnetler, AHLAK SAHASINDA BÜYÜK İNKILAP, Hz.Muhammed in MİLADİ doğum ve ölüm tarih, Evden Çıkış Giriş, PEYGAMBER DUALARININ GÜZELLİĞİ, EZBERLENECEK KISA HADİSLER, AHLAKTA MÜKEMMEL ÖRNEK, http://mp3quran.ch.vu/, Aşkın adı Sensin.., HAFSA BİNTİ ÖMER İBN el-HATTAB (r.a)(hanımları 4), Salavât-ı Semâniye, RESULULLAH (s.a.v) IN ÇOK EVLENMESiNE UMUMi BAKIŞ, Ağaçlarla İlgili Mucizeler, Peygamberimizin s.a.v. Veda Haccı, EN SEVGİLİYE, Peygamber Efendimiz müminlere çok düşkün ve şefkatliydi, ŞAKK-I KAMER MU'CİZESİ, hayvanlara merhamet
Security System 1.8.6 © 2006-2008 by BS-Fusion Deutschland
1077 Saldırı, Engelleme(ler)
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Üye Istatistikleri
muminka...69 Hafta


Bugün: 0
Dün: 0
Bu Hafta: 0
Bu ay: 0
Bu yil: 0
Yeni Kullanici : islambekcisi

· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
· Toplam Üye Sayısı: 2
Günlük Ziyaretçi
Ziyaretçi : 1744185
Site2666 gündür açik
654 ziyaretçi / gün

e-mail Kayit Dagilimi
Yahoo:0 (0%)
Gmail: 0 (0%)
Hotmail: 0 (0%)
MSN: 1 (50%)
Mynet: 0 (0%)
Other: 1 (50%)


Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.

26/02/2015 20:07
gul gul

30/01/2015 20:46
Selamlarin enguzeli uzerinize olsun muminkardeslerim

06/04/2014 19:47
Selamlarin enguzeli uzerinize olsun muminkardeslerim gul gull

14/12/2013 18:07
yeni uyelerin dikkatine sitemize uye olduktan sonra bir kac gun sonra girisinizi deneyiniz.kontrold
en sonra aktif olacaktir

24/11/2012 19:39
Sayin uyelerimiz ve ziyaretcilerimiz sitemize konu eklemek isteyen arkadaslar ariyoruz

Site Ziyaretçileri
Pazartesi39
Sali20
Çarsamba27
Persembe28
Cuma9
Cumartesi31
Pazar33
Toplam:192667
En Çok:468
Günün Ayet ve Hadis

Günün Ayeti

Günün Sozu

Günün Hadisi

Veda Hutbesi

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanir rahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah Kitabı Kur'an ve O'nun peygamberinin sünnetidir.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Sayfa oluşturulma süresi: 1.42 saniye 1,744,185 Tekil Ziyaretçi
   | Üye OL! Şifremi Unuttum?
MUMINKARDES.NET | MUMINKARDES.TK| ORUZ.NL| MAHZEMIN| AUTO-ISRA| sizin siteniz| sizin siteniz| sizin siteniz| sizin siteniz| sizin siteniz